Müzik: La galana i la mar

Yahudi gelinlerinin düğün öncesi mikveye hazırlanışını anlatır şarkı. Mikvede gelin suya girer, dualarla yıkanır ve sonrasında çiçek kokuları sürünüp giyinir elbisesini. Geline bu sırada ailenin kadınları eşlik eder, gelinin ve damadın annesi dualarla övülür. Sadece kadınların katıldığı düğün mikvesinde çeşit çeşit yemeğin yanında tatlılar ikram edilir, şarkılar söylenip eğlenilir. ayrıca yedi gün süren özel düğün eğlencelerinde de baş tacı şarkıdır.

Şarkıda gelin pek nazik bir deniz kızına benzetilir. denizden çıkıp günü aydınlatan gelin sarı giysiler içindedir. Eşinin yanına varır ve kırmızı elbisesiyle birlikte katılırlar kutlamalara. Gelinin beyazlığından, saflığından, temizliğinden ve yakın zamanda anne olacağından bahsedilir. İyi ailenin ak güvercinidir, ailesini hep mutlu etmiştir gelin. Deniz kıyısında, nehir kenarında, ayva ve tarçın ağaçlarının çiçek açtığı memlekette beyaz ve pembeler içindedir gelin. Ruhu temizdir, parlaktır.

Flütü, Pan’a getirip çaldırmışlar… Sonra bir de peri koymuşlar suyun başına. “Söyle.” demişler. Sazın hakkını vere vere, hiçbirinin üzerine basmadan, güzel güzel söylemiş peri kızı. Önce fısıldar gibi çıkmış sesi, sonra güçlendikçe güçlenmiş.
Gerçek gibi dokunmuş yüreğimizin ortasına. Ağlamakla gülmek arası bir his hasıl olmuş bedenimize. Gözümüzden akanın mutluluktan mı, hüzünden mi olduğunu bilememişiz.
Dans edesimiz gelmiş ama… Saçlarını örüp bir güzelin, parmaklarımızın ucunda ağır ağır dolanmak istemişiz. Papatyalar varmış. Papatyalar güzelmiş ve inanın, katırtırnakları da.

*Mikve: Yahudi gelinlerin düğünden önce girdikleri havuz ve yaptıkları banyonun adı. Dualarla temizlenip suyla doldurulur havuz. düğünden önce gelin ruhani temizlik için girer buraya. Ayrıntılı bilgi: http://en.wikipedia.org/wiki/Mikveh

Alıntı. Kaynak: http://www.itusozluk.com/goster.php/la+galana+i+la+mar

Bir şarkı çalar,

Söylediği dili anlamazsın, ama hani anlatılan hikayeyi bilir gibi olursun dinledikçe;
özlemekten, ayrılıktan, sevgiden, aramaktan bahseder gibi gelir. Sakin ve derin bir acıdan bahseder gibi olursun. Bütün bunları hisseder gibi olursun, yaşarsın, hikayenin baş kahramanı olursun, kendinden bi’şeyler bulursun. Her ne kadar olmasa da.
Söyleyen kişinin sesindedir, çaldığı çalgıdadır ya bütün hissettikleri.
Öyle bişey işte buda;