Türkiye’de dijital yayıncılık üzerine tespitler

Tek tek re-tweet edip takipçilere işkence çektirmemek için, şunlar şöyle bir kenarda dursun;

Okumaya devam et

Kalp Hastalığı

Meyer Friedman. Adını büyük olasılıkla hiç duymadınız ama hiç de yabancınız olmadığını göreceksiniz birazdan. Doksan yaşındayken 2001 yılında vefat eden Friedman, uzun seneler San Francisco’daki muayenehanesinde sayısız hasta bakmış bir kalp doktoruydu. 1950’lerin sonlarında o ve meslektaşı Ray Rosenman, kalp hastalığı olan hastalarındaki benzer yönleri fark etmeye başladı. Kalp hastası olmalarının nedeni sadece yedikleri veya genleri deildi. Nasıl bir hayat sürdükleriyle de ilgiliydi hastalıkları. Friedman, bu hastalar üzerinde yaptığı gözlemleri şöyle yazıyordu;

Hastalarda, aşırı bir rekabet güdüsü, saldırganlık, sabırsızlık, acelecilik gibi karmaşık kişilik özellikleri var. Bu özellikleri sergileyen kişiler, kendileriyle, başkalarıyla, şartlarla, zamanla ve bazen de hayatın kendisiyle sürekli, bitmek tükenmek bilmeyen, çok zaman da sonuçsuz kalan bir mücadele içinde gibi görünüyorlar.*

Bu kişilerde kalp hastalığı görülme ihtimali, benzer özelliklere, egzersiz ve yeme alışkanlıklarına, aile geçmişlerine sahip diğer kişilere göre daha yüksekti.

* : Meyer Friedman ve Ray H. Rosenman, Type A Behavior and Your Heart (New York: Alfred A. Knopf, 1974), 4.
Bu yazı Daniel H. Pink’in Drive adlı kitabından bir alıntıdır.

Ustalık

Kişinin yaptığı iş, yeteneğine uygun mu diye
Onu seyretmen gerekmez.

Sadece gözlerine baksan kafi.
Sos yapan bir aşçı, ilk kesiği

Atan bir cerrah
Konşimento dolduran bir memur

Hepsinin yüzünde aynı kendinden geçmişlik…
Çalışırken kendilerini unuturlar.

Benliğini unutup objeye dalan o bakış
Ne güzeldir.

W. H. Auden

Denge ve Akıl hocalığı

4-5 ay önce Basitlik Kanunları adlı kitabı okumuştum. Kitabı tekrar elime alınca, sonunda ki John Meada’nın, basitliğin kanunları dışındaki bir anısını tekrar okudum, tekrar düşündüm. Şöyle başlıyor;

2 Şubat 2005

Benden yaşça büyük bir ahbabımı MIT havuzunda hemen her gün görüyordum. Emekli bir dil bilim öğretmeni olduğunu söylemişti bana.

Bugün, uzun bir aradan sonra onu soyunma odasında gördüm ve bir süredir üzerinde düşündüğüm bir konu olan “güvensizlik” hakkında kısa bir konuşmamız oldu.

“Güvensizlikle ilgili mesele şu ; eğer çok güvenirseniz büyüyemiyorsunuz, çünkü başarısızlık korkusuyla hareket edemez hale geliyorsunuz” dedim ona durduk yerde. “Öte yandan, hiç güvensizliğiniz yoksa o zaman da büyüyemiyorsunuz -çünkü o kadar kendinizi beğenmiş oluyorsunuz ki başarısızlıklarınızı görmüyorsunuz.”

“Her şeyde denge” diye yanıt verdi emekli profesör.

sonra şöyle bir varsayımda bulundum: “Ama eğer ortadaysanız, ortada olup olmadığınızı anlamak için kenarlara doğru kayıp biraz sallanmanız gerekir.”

“Bazen ortada kaybolabilirsiniz” dedi.

İkimizde sustuk ve ben eşyalarımı toplamayı bitirdim. Sonra ayakkabılarımı bağlarken ağzımdan şu çıkıverdi: “Akıl hocaları.”

Emekli profesör emin bir sesle, “Akıl hocalarına size cesaret vermeleri için ihtiyacınız var” dedi.

Kederli bir şekilde kaçamak bir yanıt verdim: “Ama yaşınız ilerledikçe bütün akıl hocaları çekip gidiyor.”

Emekli profesör durakladı, sonra yanıtı geldi: “Evet, çünkü artık onlara ihtiyacımız olmuyor.”

Elini sıktım ve şöyle dedim: “Ders için teşekkür ederim.”

Usta öğretmen çoraplarını ve ayakkabılarını giyerken gülümsedi; soyunma odasından çıkarken şunu düşündüm: “Egzersiz kalp için gerçekten faydalı.”

Mark Porter: Artı 1T Tasarım Günleri

Not: Türkçe tercüme 2:30 dan sonra başlıyor. For English press 9.

+1T Tasarım Günlerinde heyecanla beklediğim, benim için en önemli oturumdu. Tek endişem bir önceki tasarım günlerinde de Mark Porter’ı dinlemiş olmam ve aynı şeylerden bahsedeceğini düşünmemdi. İlk başlarda eski sunumuyla benzerlikler vardı fakat sunumun ortalarına doğru, bir önceki sunumu ile şimdiki sunumun farklılıklarından bahsettiğinde ve ilerleyen kısımlarda ulaşması kolay olmayan değerli bilgilerden bahsedince, tüm beklentilerimi karşıladı. (Kendisine katılmadığım bi’ iki nokta vardı ama ne haddime.)

Yayıncılık tasarımı ve dijital yayıncılık tasarımının ucundan bile tuttuysanız, izlemeniz gereken bir sunum. Ayrıca basılı kopya, dijital kopya, mobil kullanım ve sosyal medya ile ilgili güzel tespitler ve bilgiler de mevcut.

Mark Porter kimdir?

Mark Porter
Mark Porter

Mark Porter, dünyanın önde gelen editoryal sanat yönetmenlerinden biridir. Londra’daki ofisinde uluslararası projelere dair geniş bir yelpazede tasarımlar gerçekleştirmektedir. Bunlar arasında, gazeteler, dergiler, web siteleri ve mobil uygulamalar yer alıyor.

Mark Porter, İskoçya’da doğdu. Yüksek öğrenimini Oxford Üniversitesi’nde dil üzerine yaptı.Yayıncılığa geçmeden önce Londra ve New York’un önde gelen sanat yönetmenleriyle çalıştı. 2005 yılında Kreatif Direktör olarak The Guardian Gazetesi’nin berliner formatına geçişinde tasarım ekibini yönetti. Büyük bir başarı elde eden gazetenin yeni tasarımı, çağdaş gazete tasarımında bir kilometre taşı olarak kabul edildi. Ardından tasarlanan internet sitesi ve mobil uygulamalar da aynı başarıyı gösterdi ve birçok kuruluş tarafından ödüllendirildi.
Yıllar boyu tasarım çevreleri tarafından büyük beğeniyle karşılanmış pek çok tasarım gerçekleştirdi. Bunlar arasında Wired (İngiltere), Colors (İtalya), Publico (Portekiz), Courrier International (Fransa), NZZ am Sonntag (İsviçre), Het Fianancieele Dagblad (Hollanda) ve Svenska Dagbladet (İsveç) sayılabilir.

Tasarım ekibinin yardımıyla dünyanın belli başlı tasarım ödüllerini kazandı. Bunlardan bazılar şöyle: SND, En İyi Tasarlanmış Gazete Ödülü, SPD’den Altın Madalya, D&AD Siyah Kalem Ödülü.

http://www.markporter.com/

https://twitter.com/IamMarkPorter

Dieter Rams’dan iyi tasarım için 10 ilke.

dieter-rams

İyi tasarım yaratıcıdır.
İyi tasarım ürünü kullanışlı yapar.
İyi tasarım estetiktir.
İyi tasarım ürünü anlamamıza yardımcı olur.
İyi tasarım fazla öne çıkmaz.
İyi tasarım dürüsttür.
İyi tasarım dayanıklıdır.
İyi tasarım son detayına kadar uyumludur.
İyi tasarım çevrecidir.
İyi tasarım mümkün olduğunca az tasarımdır.

Dieter Rams, elektronik ev aletleri üreticisi Braun’un ürün tasarımcısıdır. 1955 yılında mimar olarak çalışmaya başladığı Braun’da 1961 yılında ürün tasarımı bölümünün başına geçmiştir. Rams 1950’lerde Almanya’daki işlevsel tasarım anlayışının kilit isimlerinden biri olmuştur. Tasarladığı ürünlerin temiz, basit ve akılcı oluşu bu anlayışın ispatıdır.

Ne zamandır, burada yeni şeyler söylemiyordum. Userspots‘un Temmuz Kullanılabilirlik Bülteni‘nden esinlenip, bari kendime not alayım kayıtlı dursun, daha önceden haberdar olmayan kişilerde belki haberdar olur dedim.